Beyaz Geceler

Yakınlarda da Dostoyevski’den Beyaz Geceler’i okudum. Dostoyevski’nin aşırı sanatlı bir anlatım yapması yönünde kaygılarım vardı fakat okudukça rahatladım. Kitap aynı zamanda kısa sürede bitirebilecek kadar da ince bir hikayeyi anlatıyor. Boş zamanlarda rahatlıkla bitirilebilir.

Kitapta ana karakterimiz kendini yıllar geçtikçe şehrin soyutluğuna bırakmış, sosyal ortamlardan dışarda tutmuş birisi. Her gün aynı rutinlerini gerçekleştirmekten ve aynı şeyleri yaşamaktan sıkılmış. Bir gün rutin şehir turlarından birini yaparken gözyaşları içerisinde gördüğü bir kadınla tanışıyor. Kitapta da karakter ile kadının arasında geçen ikili ilişkinin değişim süreçleri işleniyor ve bu süreçler iki kişinin de ağzından aktarılıyor.

Tavandaki örümceklerin hepsini temizledim. Aman bu fırsatı kaçırma, ya evlen, ya da gülüp eğlenmek için arkadaşlarını çağır; Bir şeyler yap işte…

İnternette biraz araştırınca da neden ismi “Nastenka” olan kadın karaktere “Kezbanska” dendiğini kitabı bitirdikten sonra çok rahat anlayabilirsiniz. 😀 Genel olarak tahmin edilebilir bir sona sahip olsa da en tahmin edilebilir sonla bitmediği için kitabı buruk bir sevinçle bitirmiş oldum.

Ayrıca kitabın ismi de St. Petersburg’da Haziran ayında havaların hiç kararmadığı dönemin isminden geliyormuş, kitabın konum ve zaman olarak da burada geçiyor olması insana “Hakikaten kitaptaki kadar güzel midir?” dedirtiyor.

Kısacası okuması hiç sıkmayan, aksine sürükleyen bir anlatıma ve sade bir dile sahip. Son olarak da akla ilk gelen sonun seçilmemiş olması bana göre iyi. Okumanızı öneririm.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Notify of